Kız çocuklarının insan hakları nedir

girls-uçan-süpürge-derneği

Kız çocuklarının insan hakları ne demek?

Eşitlik meselesinin fazlaca ana akımlaştığı bugünlerde bile hala pek çok bölgede kadınlar erkek egemen alanlara erişmek ya da bu alanlarda bir şeyler yapmak istediklerinde kalıp yargılarla karşı karşıya kalıyor. Teknoloji, mühendislik ve sanayi tipi meslek gruplarında erkeklere oranla daha az kadın istihdam edilmektedir. Bunun nedeni kadınların bu alanlarda daha az yetenekli olmaları değil; kadınlar çoğu zaman bu alanlara dahil olmak için daha çok mücadele eder ya da varoldukları bu alanlarda erkeklerin aksine kendilerini kanıtlama pratiklerine başvururlar.

Kız çocuklar tıpkı kadınlar gibi toplumlar tarafından ayrımcılığa uğruyor; eşitsiz şartlar altında deneyim kazanıyor ve bu normlarla birlikte oğlan çocuklardan daha düşük ya da daha az değerli oldukları yönünde bir kanaat geliştiriyor. Bu türden eşitsiz tutum ve yargılar beraberinde kız çocuklarının daha az görünür olduğu ve kendi seslerini duyuramadığı bir zemini beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler tarafından farklı geleneksel uygulamalar üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar, oğlan çocuklarının hala birçok ülkedeki kız çocuklarından daha iyi ve daha yetenekli görüldüğünü ortaya koyuyor. Oğlan çocuklarının daha fazla değer gördüğü tutumlar, kız çocuklarının erken/zorla evlendirilmesi, eğitimlerinin yarıda kesilmesi ya da eğitimin hiç başlamaması ve hatta kimi bölgelerde küçük yaşta sünnetlerle sonuçlanıyor. Öte yandan kız çocuklarının başarılı olamayacağı algısı kızlar tarafından da kabul gören bir kanı haline gelebiliyor. Pek çok kurum ya da oluşum, genç kadınların ve kız çocuklarının toplumlarda söz sahibi olduğu, potansiyellerini gerçekleştirdiği bir düzlem oluşturmak için mücadele ediyor. Uçan Süpürge Derneği, çalışma gruplarından biri olan kız çocuklarının güçlenmesinin ve eşitlik düzleminin oluşmasının kadınları da güçlendireceğine inanıyor.

Nereden başlamalıyız?

İlk olarak ‘yapamaz’ denilen şey/şeyleri ‘yapabilir’ olarak değiştirmekle sürece başlıyoruz. Bu basit gibi görünen değişim temelde kadınların ekonomik, politik ve kültürel konularda söz sahibi olduğu, olabileceği bir ortam yaratmak için kız çocuklarını harekete geçirmeyi hedefliyor. Çeşitli başlıklar altında sıralanabilecek bu güçlendirme faaliyetleri, kız çocuklarının motivasyonlarını artıyor ve akranları olan oğlan çocuklarla aynı şeyleri merak edebilecekleri, aynı alanda başarılı olabilecekleri kanaatini güçlendiriyor. Birkaç tane güçlendirme başlığı sıralanabilir:

İletişime geçmek için aracı olmak

Bir kız çocuğunun istek ya da beklentilerini, merakını dile getirmemesi, onun konuya hakim olduğu, sessiz kalmak istediği ya da katılımcı olmak istemediği anlamına gelmemelidir. Kız çocuklarının dünyaya katkıda bulunabilecek, bu dünyanın bir parçası olduğu ve seslerinin diğer herkes kadar değerli olduğu bilincinin paylaşılması iyi bir başlangıç olabilir. Kız çocuklarına, yaşadıkları bölgede daha aktif rol üstlenmeleri için kendilerini öne çıkardıkları, düşüncelerini açıkça ifade etmeleri gerektiği hatırlatılmalıdır.

Karar alma rollerini sunmak

Çoğu toplumlarda kadınlardan yönetim, kaynakların tesisi ve idaresi, evlilik ve çocuk doğurma gibi yeteneklerinin olması beklenir. Oysa ki sadece ev içini ve aile yönetimini merkeze alan ‘yetenekler’ dışında teknolojik bir işte iyi olma, iyi bir yönetmen olma ya da iyi bir mühendis olma gibi başarıya işaret eden yetenek oluşları vardır. Kadınlar ve kız çocukların sosyal hayatın her alanında rol alabileceği hatırlanmalıdır. Bu nedenle karar alma süreçlerini sadece klişeler üzerinden değil çeşitli alanlar üzerinden eşitlikçi kurgulamak gerekiyor.

Liderlik alanı sağlamak

Kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesi için gerçekleştirilen pek çok çalışmanın ve çabanın en etkili olanlarından biri, liderlik mekanizmasındaki değişimdir. Kadınların çeşitli alanlarda lider pozisyonda olması kız çocukları için sadece bir güven ortamı sağlamakla kalmaz; aynı zamanda kadınların diğer kadınları da güçlendirebileceği bir düşünceyi beraberinde getirir. Erkek egemen toplumlarda kadınların liderlik rollerine ulaşmalarına yardımcı olmanın en etkili yolu, destekleyici ve dikkat çekici faaliyetlerin varlığıdır. Kız çocuklarını ve kadınları güçlendirmek modern bir toplum için ‘seçenek’ olmamalıdır; çoktan olmuş olması gereken bir şeydir.

kuresel-hedefler-no-4-ucan-supurge-dernegi
kuresel-hedefler-no-5-ucan-supurge-dernegi

Neler yapabiliriz?

1.Eğitime erişimi sağlamak

Kız çocuklarının eğitim alması onların dünyada daha çok söz hakkı olduğu algısını öne çıkarır. Eğitim alan bir kız çocuk haklarının bilincinde olur. Kız çocuklarının eğitimde kalmasının sağlanması ekonomiye katılan ve iş dünyasında varolan kadınların olasılığını artırır. Kimseye bağımlı olmayan, kendi kendini ekonomik olarak vareden öznelerin mümkün olduğu bir düzlem oluşur. Eğitim, bir kadının ne kadar ileri gidebileceğine dair temel oluşturan, kadınların güçlenmesi için çeşitli fırsatları öne çıkaran bir araçtır.

2.Kadınları takdir edin

Bir kız çocuğunun güçlenmesi aile düzeyinde başlamalıdır. İster partner olsun, ister çocuk; aile içinde kız çocuklarının ve kadınların kendilerini değerli hissettiği, eşitsiz yaklaşımların ortadan kalktığı bir yaklaşımın gelişmesi gerekiyor. Yaşadığınız mahallede ya da çevrenizde herhangi bir ortamda yardıma ihtiyacı olan kız çocuklarını ve kadınları destekleyin; onların önemli olduğunu her fırsatta dile getirin.

3.Kadınların yürüttüğü işletmelere ya da girişimlere destek olun

Dünya'nın pek çok noktasında küçük işletmeler ya da girişimler sermayelerini artırma konusunda zorlanmaktadır. Kadınlar toplumlarda varolan eşitsizlikler ve normlardan ötürü bu işletmeler ya da girişimler içinde daha dezavantajlıdır. Bu nedenle kadınlara ait girişimleri ya da işletmeleri desteklemeye gayret edin. Kadınların yapabilir olduğunu gören kız çocukları için bu büyük bir motivasyon ve ilham kaynağıdır.

4.Bir kız çocuğun mentoru (akıl hocası) olun

Ailenizde, arkadaşlarınız arasında ya da çevrenizde bir kız çocuğuna ulaşın ve onun için ulaşılabilir bir cesaret aracı olun. Kız çocuklarının toplumlarda genelde arka sıralarda oturan, sessiz olması söylenen ve dolayısıyla fikirlerini ya da kafasındaki soruları kolayca soramayan birer özne olma ihtimali çok yüksektir. Bir kız çocuğa kılavuz kişi olmak, onu desteklemek ve ona cevap vermek kurtarıcı bir çözüm için ilk fırsat olabilir.

5.Genç kadınların bir gençlik programına katılmasını destekleyin

Doğru yeteneklerle genç bir kadının kendini sürdüren, bağımsız ve kendine güvenen bir birey olması aslında çok da zor değil. Bir gençlik programı sayesinde sivil toplum kurumları, mentorlar ya da aktivistlerle biraraya gelen genç kadınlar, bir önceki adımlarından daha güçlü olacaktır. Bu genç kadınlar aynı zamanda kendi bulundukları bölgede kız çocuklarına ve akranlarına kendi deneyimlerinden yola çıkarak destek sağlayabilir. Bir girişim ya da sivil yapılanma, kendinden ne kadar uzakta olursa olsun pek çok noktaya uğramalı; her kız çocuk ve kadın için erişilebilir olmalıdır. Aksiyona geçmeden önce aslında temel iki soru olan “Yaptığım çalışma benden sonra devam edecek mi?” ve “Çeşitli durumlar için B planım var mı” sorularının sorulması, pek çok kadının ve kız çocuğunun sürdürülebilir ve kalıcı bir biçimde güçlenmesine aracı olacaktır.

Bir kız çocuğunu kazanmak bir kadını güçlendirmenin formülü olabilir. Ve bir kız çocuğun eğitimini önceliklendirmek, toplumların özgürleşmesi için atılacak basit ama oldukça etkili fark yaratan adımlardan birini oluşturuyor. 

UNESCO istatistik enstitüsü UIS’nin araştırmalarına göre dünya genelindeki kadın araştırmacılarını sayısı %30’un altındadır. Rakamların ötesinde kadınların bu alanlarda kariyer tercihi yapmamalarına neden olan faktörleri anlamak, alandaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini onarmak için bize bir yol haritası oluşturuyor. STEM/STEAM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Tasarım ve Matematik alanlarının birbirini desteklediği, kesişimsel bir alan) oluşan  alanlarına kadınların katılımının düşüklüğü genelde kız çocuklarının bu alanlara ilgi ve yeteneklerinin olmadığı şeklinde açıklanırken, istatistikler bunun tersini söylemektedir. Psikoloji Çalışmaları Dergisi’nde 2018 yılında yayınlanan uluslararası veri tabanı üzerinden 67 ülkeyi kapsayan bir araştırmada her üç ülkenin ikisinde kız çocuklarının STEM/STEAM alanlarında erkek çocuklara denk veya daha iyi performans gösterdikleri görülmüştür. Hemen hemen her ülkede kız çocuklarının bu alanda yüksek öğrenim görme becerisinin üniversitelerde bu alanlara kayıt yaptıranlardan daha fazla olduğu farkedilmiştir. STEM/STEAM alanlarındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair son on yılda hızlanan çalışmalara rağmen eşitsizlikleri tersine çevirmek için halen alınacak çok yol var.

Derneğimiz STEM/STEAM alanlarını, dünyamıza ve üzerinde yaşayan canlılara duyarlı, ulaşılabilir/erişilebilir, çevre dostu ve onarıcı bir üretime katkı sağlamanın bir aracı olarak görmektedir.

Kültürel olarak matematik ve bilim erkeklere, beşeri bilimler ve sanat alanları ise daha çok kadınlara işaret ediliyor; medya, televizyon ve sinema endüstrisi de bu algıyı destekleyecek klişeleri kullanarak, normları yeniden üretmeye devam ediyor. STEM/STEAM alanlarında yapılan çalışmalar, yayınlar, protokoller ve hatta oyunların eşitsizlikle mücadelede bir araç olarak kullanılmasına rağmen hala erişim ve kaynak eşitsizliği ortadan kalkmış değil. STEM/STEAM alanlarında çalışan kadınların yaşadığı sıkıntılar sonucu alanı terk etmeleri; araştırma fonlarından yeterince pay verilmemesi; ücret eşitsizliği gibi erkek egemen toplumsal kültürün yarattığı sorunlar çözülmeyi beklemektedir. Birçok araştırma gösteriyor ki bu alanda kadın profesyonel eksikliğinin nedeni bilişsel becerilerdeki eksiklikten kaynaklanmamaktadır. Aksine STEM/STEAM alanında eğitim almak isteyen kız çocuklarının ve bu alanlardan mezun kadınların bu alanın dışında bırakılmasına neden olan ana faktör; bu alana kök salmış erkek egemen ve eşitlikten uzak anlayıştır. 

Uçan Süpürge Derneği olarak değişim ve kültürel dönüşümü yaratmanın verimli bir aracının, eğitimde varolan toplumsal cinsiyet normlarını değiştirmek olduğuna inanıyoruz. Kurumumuz eğitim alanında yürüttüğü çalışmaları eğitim alanında çalışan pek çok özel ve kamusal kurumla paylaşmakta ve politika süreçlerine dahil olmaktadır.

Uluslararası belgeler ve hak temelli sözleşmeler üzerinden yapılan tanımlara göre bireyin ruhsal ve fiziksel gelişimini tamamlamadan 18 yaşın altında gerçekleştirdiği evlilikler, erken evlilik olarak kabul edilir ve kişinin rızasının olmaması nedeniyle de literatürde “erken ve zorla evlilik” olarak yer bulur. -Evliliğe dahil olan bireyin aydınlatılmış onam eksikliğinden dolayı-

Türkiye'de erken yaşta ve zorla evlendirme kavramı kanunla tanımlanmakta ve sınırlandırılmaktadır. Türkiye'de yasal evlilik yaşı 18'dir. Ancak çocuklar 17 yaşında ebeveynlerinin veya yasal vasilerinin rızasıyla evlenebiliyorlar. Buna ek olarak, 16 yaşında çocuklar 'istisnai koşullar altında ve hayati gerekçelerle' mahkemelerin özel izinleriyle de evlenebiliyorlar. Kanunda böylesi bir esneklik olması, birçok istismar, taciz durumuna yol açmakta; kız çocuklarının insan haklarını tehlikeye sokmaktadır.

Erken yaşta evlenen çocuklar, eğitimlerinin kesintiye uğraması sonucu kişisel gelişimlerini tamamlayamamaktadır. Öte yandan kız çocukları kendilerini ve haklarını koruyamayacak kadar genç oldukları için fiziksel, zihinsel, sosyal ve ekonomik olarak şiddete maruz kalmaktadır.

Uçan Süpürge Derneği’nin ilk olarak 2010-2011 döneminde Sabancı Vakfı desteğiyle çalışmaya başladığı projelerin amacı çocuklara yönelik erken/zorla evlilikler konusunda farkındalık yaratmaktı. 3 ayrı periyotta devam eden bu çalışmalar tamamlandığında Türkiye özelinde erken/zorla evliliklere yönelik güncel bir veri sağlanmış oldu. Gerçekleşen atölyelerle birlikte 18 yaşından önce gerçekleşen evliliklerin bir çocuk hakları ihlali olmasının yanı sıra hukuki olarak suç sayıldığı yerel düzeyde aktarılmış oldu. Konu meclis gündemine taşınarak karar alıcıların ve politika yapıcıların probleme dair eylem planı hazırlaması sağlandı. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte başta dernek üyeleri ve çalışma grupları olmak üzere derneğin üyesi olduğu ulusal ve uluslararası ağlarda ortak problemimiz olan çocuklara yönelik erken/zorla evlilikler konusunda ihtiyaçlar ve çözüm önerilerine dair savunuculuk modelleri geliştirme fırsatı yakaladık. Sahadan elde ettiğimiz verilerle ve ihtiyaçlarla erken/zorla evliliklerin önlenmesine yönelik belediyelerle, kamu kurumlarıyla ve çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum kurumlarıyla periyodik strateji belgeleri hazırladık. Bu belgelerde erken/zorla evliliklere yönelik açılan başlıklar sayesinde hala çalışmalarını sürdürdüğümüz Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İzleme, Pekin 25 Komitesi ve CEDAW izleme sürecinde çeşitli sivil toplum örgütleri ile birlikte gölge raporlar hazırlama fırsatı yakaladık. Partneri olduğumuz Girls Not Brides’ın 2018 yılında Malezya’da gerçekleştirdiği küresel toplantıya katılarak bilgi ve deneyimlerimizi aktarma şansı yakaladık. Ardından gerçekleşen çalışmalarla birlikte Bulgaristan, İngiltere, Amerika ve Ürdün gibi çeşitli ülkelerden sivil toplum kurumlarıyla birlikte çalışmış olduk.. Türkiye özelinde gerçekleşen çalışmalarımız ve kazandığımız deneyimler, 2017 itibariyle Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) desteğiyle Suriyeli kız çocuklarının erken/zorla evliliklerinin önlenmesi ve çocukların eğitimde kalmasının sağlanmasına yönelik faaliyet yürütmemizi olanaklı kıldı.

Olası göç ve zorunlu yer değiştirme durumlarında en savunmasız grupların başında çocuklar ve kadınlar geliyor. Suriyeli kadınlar ve kız çocukları göç sürecinde toplumsal cinsiyet ve cinsel temelli şiddete karşı savunmasız grubun içindedir ve geldikleri ülkeye sığınma ihtiyacı hissederler. Suriyeli kadınlara yönelik cinsel şiddetin yoğun olduğu bilgisi birçok belgede bildiriliyor olsa da, bu suçların ardından yerine getirilmesi gereken adalet ve hesap verebilirlik faktörleri düşüktür.

Suriyeli halkın kendi sosyo-kültürel yapıları içinde erken yaşta kız çocuklarıyla evlenme süreci ‘normal’ görülse de, başka bir ülkede zor koşullar altında hayatta kalmak için mücadele ediyor olmaları bu süreci meşru ve yaygınlaşan bir periyoda sokuyor. Suriyeli mülteciler kızları için erken evliliği, çocukların ekonomik bir yük olmaması, kalıcı bir evlerinin olması ve çocukların onurlarını korumak için atılan bir adım olarak görüyorlar. Ataerkil toplumlarda kadınlar şeref ve onur gibi kavramlarla eşit olarak değerlendirilir. Yeni gelinen ülkedeki sosyal yaşam, gelinen ülkeden sosyo-kültürel olarak daha aktifse, aileler çocuklarının bozulacağına inanabilir ve bu nedenle kız çocuklarının evlenmesi kurtarıcı bir formül olarak görülebilir.

Suriyeli aileler için, bir kişinin kızlarıyla evlenecek olması bir yandan kızlarının hayatını kurtaran bir çözüm, diğer yandan ailenin ekonomik ihtiyaçlarını giderecek bir kazanç kapısı olabilir. Bununla birlikte burada göz ardı edilen en önemli faktör kızların çocuk haklarının yok sayılması ve çocukların kötüye kullanılmasıdır. Erken/zorla gerçekleşen çocuk evliliklerinde istismarcıların sadece kız çocukların evlenmesine izin verenler değil; aracı olanların ve ailelerin istismarın niteliğine/kapsamına ilişkin bilgi düzeylerinin eksikliği göz önünde bulundurulmalıdır.